Ünal
Tanık 1960 doğumlu. İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümü
mezunu. Üniversitede öğretim görevlisi olmayı amaçlarken Arap Dili
ve Edebiyatı, Fars Dili ve Edebiyatı, Rus Dili ve Edebiyatı eğitimleri
de alır. Azerî Edebiyatından iki kitap tercüme eder. Üniversitenin
bitmesine yakın bir tarihte YÖK�ün kurulmasıyla Tanık�ın öğretim görevlisi
olma hayalleri suya düşer. Zira YÖK ilk kurulduğu yıllarda araştırma
görevlisine dışarıdan doktora yapma zorunluluğu getirmiştir. Tanık,
yolun sonuna geldiğine karar verir ve "YÖKzede" olarak 1981�de
Tercüman Gazetesinde gazeteciliğe adım atar. Daha sora sırasıyla
Meydan Gazetesi, Ortadoğu Gazetesinde haber müdürlüğü,
radyo programcılığı, TGRT, Kanal 6, KanalD, Akşam Gazetesi
derken, yaklaşık 13 medya kuruluşunda farklı alanlarda görev alır.
Tanık, 2000 yılında önce Kanal 7�ye geçer. 2004�ün Şubat ayında Kanal
7 idarecilerinin portalı kapatmak üzere olduğu bir sırada Haber7.com�un
genel yayın yönetmenliği görevine getirilen Tanık, portalın o sırada
3 bin 200 okuyucusu olduğunu, bugün ise 150 bin tekil okuyucunun takip
ettiğini belirtiyor. Günlük sayfa görüntülenmesi ise 500 binin üzerinde.
Tanık aynı zamanda yeni açılan BSF Akademi Gazetecilik okulunda ders
veriyor.
İnternet
haberciliğinde Türkiye'de gelinen nokta sizce nedir? Daha çok mesafe
kaydetmemiz gerekiyor mu?
Aslında internet haberciliğinden
önce Türkiye�de internet kullanımına bakmak gerekiyor. Ülkemizde internet
erişim oranı yüzde 15�lere yeni ulaştı. Oysa internet kullanımında
AB ortalaması yüzde 65�lerde, ABD�de ise yüzde 80�ler düzeyinde. Bizdeki
internet haberciliğini bu verilerden ayrı değerlendirebilmek bizi
yanlış bir noktaya taşır. Bu verilere rağmen, Türkiye�de internet
haberciliği, çok hızlı bir çıkış içerisinde. 1990�lı yılların sonunda
kişisel bir merakla başlayan sanal habercilik, çok hızlı bir mesafe
kaydetti. Bugün günlük 2 milyon dolayında insan haber sitelerinden
günlük haber takip ediyor.
Elbette yapılması gereken daha çok şey var. Haber siteleri, gelir
seviyeleri yükseldikçe kendi muhabir kadrolarını oluşturuyor. İki
yıl gibi bir sürede, internet kullanım oranının yüzde 25�leri bulacağı
söyleniyor. Sanal habercilik henüz emekleme aşamasında. İnternet,
yakın bir gelecekte, gazetenin de, televizyonun da buluşacağı bir
platform olacak. (Bu iddia, gazete ve televizyonun pabucunun dama
atılacağı anlamına gelmiyor.) İnternet haberciliği esas o zaman yapılmaya
başlayacak.
Neden internet deyince aklımıza kötü
şeyler geliyor? Cinsellik, para tuzakları, oyun, eğlence... Bizde
mi bu böyle, yoksa dünya bilgiyi arıyor da biz başka bir şey mi arıyoruz?
Önce şunu belirteyim.
Bu yalnız bizim toplumda böyle değil. İnternette en çok arama yapılan
kelimelere baktığınızda cinsellik hemen her ülkede ilk 3�te yer alıyor.
İnternet üzerinden yapılan veri alışverişinin önemli bir tarafını
da bu konular oluşturuyor. Aslında bu yönü ile bütün dünya bir çıkış
yolu arıyor. Sanıyorum, internetin bu amaçlı kullanımı, bir süre sonra
bu belli bir azalma gösterecek. Ama hiçbir zaman yok olup gitmeyecek.
Artık
ilkokul öğrencisi bile internet kullanıyor. O zaman internet eğitimini
ilkokullarda başlatmalıyız, görüşüne katılıyor musunuz?
İnternet eğitimi aslında
çocukların konuşması ile başlıyor. Ne dediğimi, evinde bilgisayarı,
interneti ve 2-3 yaşında çocuğu olanlar daha iyi anlayacak. İnternet
kullanımı gerçekten 3-4 yaşında başlıyor. Bunu abartısız söylüyorum.
Dolayısıyla çocuklar ilkokula internet kullanıcısı olarak başlıyor.
İnternet kullanmak için okuma yazma bilmeye gerek olmadığını söylersem
umarım beni fazla abartmış olmakla suçlamazlar. Bütün bunları sorunuza
hak vermek için paylaşıyorum. Evet, internet eğitimi kesinlikle ilköğretimin
ilk yılından itibaren başlamalı.
İnternet sitelerini gerek içerik olarak,
gerekse görsellik olarak diğer ülkelerle karşılaştırdığımızda ileride
mi, yoksa geride miyiz?
Bu konuda benim çarpıcı
gözlemlerim var. Önce görsellik olarak bakıyorum: Bir kez bizim yazılı
basınımızdaki yaklaşım, internet sitelerimize de yansımış durumda.
Yani görselliğe önem veren, daha albenili, daha çarpıcı, daha göze
sokucu bir üslûp. Batıda internet sitelerine baktığımızda, tıpkı gazeteleri
gibi daha sade, gözden çok içeriğe hitap eden bir yapı. Peki içerik
konusunda nasıl bir yerdeyiz derseniz; bu konuda özellikle site içi
iyi bir arama motoru olanlar, gerçek bir bilgi hazinesi durumunda.
Bu konuda Batılı sitelerle her alanda değilse bile belli başlı alanlarda
yarışır bir durumda. Bu konuda özel siteler bazında baktığımızda ise
durum biraz daha bizim aleyhimizde görünüyor.
İTO
tarafından "internet ölçümü ile ilgili olarak" bir sunum
yapıldı. Anladığımız kadarıyla artık sitelerin şu kadar hit yaptık
veya tık yaptık gibi açıklamaları daha netlik kazanacak. Bu konuda
neler söylenebilir? (http://www2.trip.com.tr/ito_isbirligi.jsp)
Aslında internet, öteki
medya organlarına göre ölçümlenmesi en kolay olanı. Tam ve net olarak
ölçümlenebilen tek medya denebilir. Ne var ki, bu konuda site yöneticileri
işlerine gelen verileri esas alıyorlar. Eskiden �tık�, �hit� gibi
kavramlar vardı. Şimdi sanal dünyada iki ölçüm rakamları esas alınıyor.
Birincisi kaç IP girişi yapılmış, ikincisi ise kaç sayfa açılımı yapılmış.
Dünya giderek bu iki sistemi esas alıyor. İTO�nun yaptığı ölçümleme,
eğer katılım ciddî bir rakama ulaşırsa, çok etkili bir yer edinir.
Hatırlarsanız eskiden gazeteci haberini
ya teype alır, ya da elle yazardı; sonra otobüs veya taksi gibi bir
araçla doğru gazeteye yetiştirir veya telefonla yazdırır yahut faks
çekerdi. Teleksi şu an birçok gazeteci bilmez bile. Günümüzde ise
haberi kaynağından anında yazıp mail olarak gönderilebiliyor. Bu gelişen
teknoloji içerisinde internetin önemi tabii çok büyük. BSF Akademi
de bu konuda bir açığı kapatacak diyebilir miyiz? Yani sizin tarafınızdan
verilecek olan derslerde yeni teknolojilerden de bilgiler verilecek
mi?
Teknoloji en çok iletişimi
değiştiriyor. Bunu şöyle ifade etmek daha doğru diye düşünüyorum:
Gelişen teknoloji en çok iletişimin işine yarıyor. Benim gazeteciliğe
başladığım yıllarda teleksin başında büyük bir heyecanla tuşlardan
dökülecek metinleri beklerdik. Sonra onları düzeltip dizgiye verirdik.
Faksı ilk kez kullandığımızdaki heyecanımı hiç unutmuyorum. Bugün
ise faks geçmek çok geri ve yavaş bir teknoloji sayılıyor. Dünyayı
saran sanal ağ, yeryüzünde her şeyi daha çok değiştirmeye devam edecek.
En çok da bizim gibi hızla değişimi yaşayan ülkelerde sonuçları etkili
olacak. BSF Akademi, gelişen teknolojiyi takip etme ve bunları, geleceği
değiştirme iddiası bulunanların hizmetine sunmada öncülük yapıyor.
Bu çok önemli bir misyon.
Son
olarak, basının ve elektronik gazeteciliğin geleceğini nasıl görüyorsunuz?
En başta da belirttiğim
gibi, medyanın geleceği internette. İnternet şu an, bir bilgisayara,
bilgisayarın da bir kablo bağlantısına ihtiyacı var. Yakın bir gelecekte
internet mobil hale gelecek. Telefonunuzun çektiği her yerde internete
erişim imkânı olacak. İnternetin böyle değişimi ise, medya tarihini
yeniden yazdıracak.