|

Yusuf
Kaplan
ykaplan@yenisafak.com.tr
Dalgakıran:
Sivil inisiyatif
|
ÖNCEKİ
YAZIMDA BSF Akademi-Yeni Şafak Gazetecilik Okulu'nun açılmasına neden
ihtiyaç duyulduğunu anlatmaya çalışmıştım. Bildiğiniz gibi daha önce de
BSF Akademi'de 2 yıllık bir sinema-televizyon okulu açmıştık. Bu girişim
hakkında da, burada birinci elden bilgi vermiştim. Sinema-televizyon okulu'nda
okuyan genç arkadaşlar iki yıl BSF'de eğitim gördükten sonra, iki yıl
da İngiltere'de okuyacaklar ve en iyi medya okullarından birine sahip
olan Galler Üniversitesi'nden üniversite diploması alacaklar.
İşin merkezinde doğrudan bendeniz de bulunuyor
olsam bile, sonuçta yapılan iş, özel bir kurum işi. O yüzden bunları yazıyorum
ama çok da rahat yazıyor değilim.
Amacımız sadece iyi gazeteciler, sinemacılar
ve televizyoncular yetiştirmek değil; öncü bir varoluş kuşağı yetiştirmek.
Özgün şeyler söyleyebilecek, özgüveni yüksek, dünyaya komplekssiz bakabilen,
Mevlânâ'nın pergel metaforundan hareketle pergelin sabit ayağını bizim
kültür, tarih ve medeniyet coğrafyamıza şaşmaz bir şekilde basacak; pergelin
diğer ayağını ise başta hâkim Batı kültürü olmak üzere bütün kültürlere,
dünyalara, ufuklara ve medeniyetlere açabilecek öncü bir varoluş kuşağının
yetişmesine karınca kararınca katkıda bulunmak.
Gerek sinema-televizyon okulu, gerekse
gazetecilik okulu girişimini takdir ve tebrik eden mesajların yanısıra,
bu girişimin paralı olmasına sitem eden, eleştiri yönelten mesajlar aldım.
Ortak mesaj şuydu: �Zenginlerin çocukları bu tür güzel girişimlerden yararlanabiliyor;
fakat fakir ailelerin idealist çocukları yararlanamıyor. Bu sizin için
bir sorun teşkil etmiyor mu Yusuf Bey?�
Öncelikle gerçekten ciddî bir zihinsel
savrulmanın yaşandığı, idealizmin kayıplara karıştığı, şu yokoluş mevsiminde
bu tür kaygıları dillendiren insanların orada olduklarını bildirmeleri
çok sevindirici.
İkinci olarak, nitelikli bir eğitim vermek,
hele de öncü varoluş kuşağı hazırlayabilmek gibi gerçekten iddialı bir
işe soyunabilmek için çok güçlü maddî kaynaklara sahip olmak gerekiyor.
Ayrıca verilen eğitimin niteliği, ufuk açıcılığı, ciddiyeti için de olmazsa
olmaz altyapı çalışmaları, büyük yatırımlar yapmak ve bunun büyük bir
maliyeti olduğunu gözardı etmemek gerekiyor.
Bütün bu yüksek maliyetlere rağmen, hem
ben, hem de kurumdaki diğer arkadaşlar, idealist, parlak, yetenekli ama
maddî imkânı olmayan tek bir arkadaşı bile geri çevirmedik. Böyle bir
şeyi yapmayı ne vicdanımız, ne ilkelerimiz kaldırabilir/di. Üstelik de
sırtımızı büyük finans kurumlarına dayayan bir kurum olmamamıza, aksine
dişimizle tırnağımızla dişe dokunur bir şeyler yapmak için çırpınıp duran
insanlar olmamıza rağmen. Biz bir idealin, bir iddianın, bir rüyanın peşindeyiz:
Türkiye'nin bir medeniyet sıçramasına öncülük edecek öncü bir varoluş
kuşağının daha fazla vakit kaybedilmeden yetiştirilmesi kaygısı, çabası
ve samimiyeti bu.
Buradan gelmek istediğim asıl yakıcı mesele
şu: Bu sütunda bıkmadan usanmadan vurguladığım gibi, dünyada sömürgecilik
deneyimi yaşamamasına rağmen, kendi-ken
dini sömürgeleştirme aymazlığı gösteren
tek ülke biziz. Üstelik de, bizi sömürgeleştirmeye çalışan Batılılara
karşı Kurtuluş Savaşı verip, sonra da onların bizi sömürgeleştirdiklerinde
yapacakları şeyleri, bu toplumun dilini, kimliğini, kültür, tarih ve medeniyet
dinamiklerini onlardan çok daha acımasız yöntemlerle ve şekillerde tahrip
etme, yok etme aymazlığına soyunan dünyanın tek ülkesiyiz.
Oysa bu, tarih yapmış bir toplumun aslâ
düşemeyeceği bir zillet hâlidir. Bu hâl'den çıkışın en esaslı yollarından
biri, toplumun kendi geleceğini kendi eline alması; bunun için de hem
medyada hem de akademide bu toplumun yaratıcı ruhunu ve kurucu iradesini
hayata ve harekete geçirecek, dalgakıranlar gibi çalışacak özel eğitim
kurumları gibi sivil girişimlere artık daha fazla geç kalmadan gereken
önemi vermektir. Aksi takdirde her şeyi tarumar eden primitif sekülerleşme
projesinin bir ülkenin geleceği demek olan çocuklarını çocuk pornosundan
uyuşturucu ve şiddet belâsına kadar neo-paganizmin eşiğinde kıvrandırmasının
ve toplumu önce asimile etme sonra da elimine / yok etme sürecine sürüklemesinin
önlenebilmesi çok zor olacak.
|
|