BSF AKADEMİ SİNEMA-TV OKULU
II. TANITIM ATÖLYESİ YAPILDI

"BSF SİNEMA-TV OKULU SİNEMA-TV ORTAMINA YENİ BİR SOLUK GETİRECEK"

BSF Akademi, Sinema-TV Okulunun İkinci Tanıtım Atölyesi toplantısı okulun İstiklal Caddesindeki binasında yapıldı. Okulun öğrencilerinden bir kısmıyla akademik kadrosunu buluşturan ve oldukça sıcak bir ortamda geçen toplantıya ilgi yoğundu.

Okulun Halit Refiğ, Feyzi Tuna, Gürkan Zengin, Üstün İnanç ve Alparslan Bozkurt gibi akademik kadrosu ile okulun direktörü Yusuf Kaplan ve BSF yöneticileri İsrafil Kuralay ve Bilal Arıoğlu okulun hedeflerini, müfredatını, sinema-televizyon eğitimine getireceği yeni soluğu, imkanları anlattılar ve öğrencilerin sorularını cevaplandırdılar.

BSF Sinema-TV Okulu, Tanıtım Atölyesi toplantılarını, gruplar halinde önümüzdeki günlerde de devam ettirecek.


BİLAL ARIOĞLU: "PROFESYONEL BİR EĞİTİM VE İYİ İŞ İMKANI"

BSF Akademi'yle ilgili kısa bir tanıtım filminin gösterilmesiyle başlayan ve okulun Beyoğlu İstiklâl Caddesindeki binasında gerçekleştirilen İkinci Tanıtım Atölyesi Toplantısında, okulun akademik kadrosu ve yöneticileri, BSF Sinema-TV Okulu'nun nasıl bir eğitim programı uygulayacağını, akademik kadrosunu, kazandıracağı imkanları ve farkını anlattılar.


BSF Akademi'nin Genel Müdürü Bilal Arıoğlu yaptığı kısa açılış konuşmasında, hem BSF'nin kuruluş sürecini, hem de hedeflerini ve kısa zamanda katettikleri mesafeyi anlattı. Arıoğlu şunları söyledi:

"Bizim soyunduğumuz iş, gerçekten cesaret isteyen bir iş. Ülkemizdeki eğitim sisteminin ne kadar problem ürettiğini biliyoruz. Biz, problem üretmeyeceğiz; problem çözeceğiz. Profesyonel kadrolarla iletişim sektöründen sosyal bilimlere, yabancı dilden felsefeye kadar pek çok meslekî alanda verdiğimiz profesyonel eğitimle gençlerimize hem güçlü bir perspektif kazandırıyoruz, hem de uygulama tabanlı, kolay iş bulmalarını sağlayabilecek iyi bir eğitim veriyoruz.

"Bu toplantıdan önce burada Reklam Departmanımızdan sertifika alan öğrencilerimizin sertifika törenleri vardı. Burada Kemal Sezer gibi reklam sektörünün öncü isimlerinden biri olan bir profesyonelin öncülüğünde eğitim alan bütün arkadaşlarımız, daha okulu bitirmeden sektörde iş buldular ve bazıları iyi yerlere yerleştirildiler."

YUSUF KAPLAN: İYİ BİR MÜFREDAT, GÜÇLÜ BİR AKADEMİK KADRO VE ZENGİN TEKNİK ALTYAPI

Sinema-TV Okulunun direktörü Yusuf Kaplan ise, BSF Sinema-TV Okulu'nun müfredatı, akademik kadrosu hakkında katılımcılara bilgiler verdi. Kaplan konuşmasında şunları söyledi:

"Türkiye'de sinema-televizyon eğitimine yeni bir soluk getirmek ve iyi yetişmiş bir sinemacılar, televizyoncular kuşağı yetiştirmek istiyoruz. 2 yıllık eğitim boyunca öğrencilerimize hem temel eğitimi güçlü, hem de pratik temeli yoğun bir sinema-televizyon eğitimi programı uygulayacağız. 2 yıllık eğitimi bitiren arkadaşlarımız, sinema, televizyon ve reklam sektöründe kendi yetenekleri ve ilgileri doğrultusunda, sektörde iyi iş bulacak şekilde kaliteli, ciddî ve donanımlı bir eğitim almış olacaklar.

"Okulumuzda Halit Refiğ, Feyzi Tuna, Osman Sınav, Semih Kaplanoğlu, Ömer Lütfi Mete gibi iki kuşaktan önemli film yönetmenleri, yapımcıları ve senaristleri ile Gürkan Zengin gibi parlak televizyoncular iki yıl boyunca düzenli dersler verecekler. Bu arada Profesör Edibe Sözen gibi Türkiye'de iletişim teorisine katkıda bulunmuş akademisyenler de öğrencilerimize ufuk açacak bir program uygulayacaklar."

ÖĞRENCİLERİN GELİŞİMİ YAKINDAN TAKİP EDİLECEK

Sinema-TV Okulu direktörü Kaplan, "bütün öğrencilerimizin iyi yetişebilmeleri için herkesle teker teker ilgileneceğiz" dedi. Kaplan şöyle konuştu:

"Sinema-televizyon okullarından iyi sinemacılar, iyi televizyoncular yetişebilecek bir eğitim sistemini Türkiye'de de hayata geçirmek zorundayız. Öğrenciler aldıkları eğitimle yetenekleri ve ilgileri doğrultusunda film diline ve televizyonculuk dünyasına özgün katkılarda bulunabilecek kalitede bir eğitim anlayışıyla yetiştirilmelidir. Bunun yolu, öğrencilere perspektif kazandırabilecek, öğrenciyi kamerayla, sinema-televizyon aygıtlarıyla ve dünyasıyla doğrudan buluşturabilecek iyi bir müfredat, güçlü bir akademik kadro ve zengin bir altyapıdır. Bütün bunlar bile iyi sinemacılar, iyi televizyoncular yetiştirmek için bazen yeterli olmayabilir. Bunun için, biz BSF Sinema-TV Okulu'nda, hem iyi bir müfredat, deneyimli ve öncü bir akademik kadro ve zengin teknik altyapının yanı sıra, öğrencilerimizin en iyi şekilde yetişmelerini sağlayabilecek bir performans testi uygulayacağız ve öğrencilerimizi teker teker ilgilenerek alarak meslekî gelişimlerini yakından takip edeceğiz."

İYİ BİR İNGİLİZCE VE CAVENDISH COLLEGE ORTAKLIĞI

Kaplan, "film ve televizyon eğitiminde İngilizcenin olmazsa olmaz önem taşıdığına dikkat çekti ve şöyle devam etti:

"Sinema-televizyon eğitiminin dili İngilizcedir. Ayrıca tüm dünyadaki sinema-televizyon literatürü de yoğunluklu olarak İngilizcedir. Türkiye'de ise sinema-televizyon literatürü çok zayıftır; sinema-televizyon eğitiminin temel konularını da, yeni gelişmeleri de kapsamaktan çok uzaktır. O yüzden, biz okulumuzda bütün öğrencilerimize iyi bir İngilizce eğitim vermek istiyoruz. Derslerimiz Türkçe yapılacak. Ama ödevler, literatür, kitaplar ağırlıklı olarak İngilizce olacaktır. Ayrıca Cavendish College'la ortaklaşa bir program yürüttüğümüz için iyi bir İngilizce'ye sahip olmak, BSF'de iki yıl eğitimden sonra üçüncü yılı İngiltere'de okuyup 3. yılın sonunda her yerde geçerli olacak üniversite diploması için de büyük bir kolaylık sunacaktır."

HEM İYİ BİR EĞİTİM, HEM DE İŞ BİR İŞ İMKANI

Tanıtım atölyesine katılan öğrenci ve velilerin sorularını cevaplandıran Kaplan, gelen sorular üzerine iş imkanları konusunda şu açıklamalarda bulundu:

"Okulumuzda, profesyonel sinemacı ve televizyoncularla akademi dünyasının öncü isimleri ders verecek. Ayrıca kurum olarak çok sayıda film şirketi, reklam şirketi ve televizyon kuruluşuyla çözüm ortaklığı ilişkilerimiz var. Okulumuzda okuyan öğrencilerimiz, bir yandan iyi bir eğitim alacaklar, öte yandan da herkes bitirme projesi hazırlayacak. Bu arada da okulumuzda ders veren yönetmen ve sinemacılarımızla hem okulumuzda gerçekleştirilecek projelere, hem de okul dışında gerçekleştirilen projelere aktif olarak katılma imkanına sahip olacaklar. Yani okul bitmeden bütün öğrencilerimizi mesleğin içine doğrudan girmelerini sağlayacağız ve okul bittikten sonra da, sektörde iyi iş bulmalarına doğrudan yardımcı olacağız."

SİNEMA-TV DÜNYASININ KALBİ BSF'DE ATACAK

Öğrencilerin yoğun olarak yönelttikleri sorulardan biri de, BSF Sinema-TV Okulu'nun sinema-televizyon dünyasıyla ne tür bir ilişki içinde olacağı sorusuydu. Kaplan, bu soruya cevap olarak, "BSF, Türkiye'de sinema-televizyon dünyasının atardamarı olacak. Bu konuda platform işlevi görecek" dedi. Kaplan, konuşmasını şöyle tamamladı:

"Okulumuzun, Türkiye'nin kültür, sanat, sinema, televizyon ve reklam dünyasının nabzının attığı yer olan İstiklal Caddesinde olması, öğrencilerimizi, sektörle ve sektörün önde gelen isimleriyle daha yakından ilişki kurmalarını kolaylaştıracak. Atölye çalışmalarımız olacak. Film gösterileri düzenleyeceğiz. Hem Türk sinemasından, hem de dünya sinemasından önde gelen yönetmenlerin, oyuncuların toplu filmlerini göstereceğiz. Dünya sinemasından önemli örnekleri göstereceğiz. Bu gösterim programlarımıza, yönetmenlerimizi, senaristlerimiz, özel efektçilerimizi, müzikçilerimizi, oyuncularımızı, reklamcılarımızı davet edip, öğrencilerimizin onlarla tanışmalarını, onlarla ürünleri ve çalışmaları hakkında söyleşiler yapmalarını ve onlardan çalışmaları, çalışma yöntemleri hakkında yakından bilgi almalarını sağlamış olacağız. BSF Sinema-TV Okulu hem sinema, televizyon ve reklam dünyasının sorunlarının bütün boyutlarıyla ve önde gelen temsilcileriyle tartışılacağı; hem de ülkemizin ve dünyanın önde gelen sinemacılarını, televizyoncularını, sanatçılarını, düşünürlerini ağırlayacak canlı bir platform olacak. Sinema ve televizyon dünyasının kalbinin attığı en önemli yerlerden biri BSF olacak."

HALİT REFİĞ: "BSF'DE DERS VERECEK OLMAM BENİ HEYECANLANDIRIYOR"

Kaplan'ın konuşmasından sonra, Türk sinemasına hem teorik, hem de pratik olarak yaptığı öncü katkılarla tanıtan ünlü Yönetmen Halit Refiğ, toplantıda çekilen kısa bir film ile katılımcılara okulun kuruluş amacı ve hedefleri konusunda önemli açıklamalarda bulundu. Refiğ, film-konuşmasında "BSF Sinema-TV Okulu, ülkemizde sinema-televizyon eğitimine yeni bir soluk getirecek. Böyle kaliteli, dünya standartlarında bir müfredatı olan bir okulda ders vermek beni heyecanlandırıyor" dedi.

Refiğ konuşmasında şunları söyledi:

"Ben, başından bu yana sinema-televizyon eğitimini önemsedim. Bizim zamanımızda ülkemizde sinema-televizyon eğitimi veren kurumlar yoktu. Ama ben, sinema'da eğitimin önemine her zaman çok inandım. O yüzden bir yanda film çekerken, öte yandan da, gerek yurtdışında çeşitli ülkelerdeki üniversitelerde, gerekse ülkemizdeki eğitim kurumlarında her zaman sinema eğitiminin içinde oldum. Bu nedenle değerli dostum ve akademisyen kardeşim Yusuf Kaplan'ın öncülüğünde kurulan BSF Sinema-TV Okulunda ders verecek olmam beni heyecanlandırıyor. Çünkü görüyorum ki, hem temel eğitimi, hem de pratik eğitimi aynı anda önemseyen güçlü bir eğitim sistemi kurulmuş burada. Temel eğitim olmadan, sinemada bir şey yapamazsınız. Temel eğitim, size üzerinde yürüyeceğiniz temelleri verir. Temel sağlam olmalıdır. Burada temel, perspektiftir; iyi bir sanat, kültür ve sinema birikimidir. Hem ülkemizin, hem de dünyanın birikiminin ustaca harmanlanmasını sağlayabilecek bir haritadır. Burada önyargısız, sağlam bir harita var. Öte yandan, eğitim kadrosu da gerçekten doyurucu; önemli kişilerden oluşuyor. Ve tabii teknik altyapı olmadan sinema-televizyon eğitimi olmaz. Görüyorum ki, burada iyi bir teknik altyapı da var. Ayrıca bu okulun mekanı ve diğer atölye çalışmaları ve kültürel etkinlikleriyle sinemamıza yeni bir soluk getirecek bir açılıma ve atılıma katkıda bulunması en büyük temennimdir. BSF Sinema TV-Okulu'nda sinema-televizyon eğitimi alacak genç arkadaşların şanslı olduğunu şimdiden söylemeliyim. Onlara yürekten başarılar diliyorum."

FEYZİ TUNA: "SİNEMAMIZIN EN TEMEL SORUNU, SENARYO SORUNU"

Halit Refiğ'in ilgiyle ve dikkatle dinlenen bu film-konuşmasından sonra sözü Feyzi Tuna aldı. Üç İstanbul uyarlamasıyla televizyon dizilerine öncülük eden ve televizyon dramasına sinemasal tadlar getiren yetkin ve kült film yönetmenlerinden Feyzi Tuna, "sinemamızın temel sorunu, hâlâ güçlü senaryolar yazılamaması, iyi senaryocuların olmaması sorunudur" dedi.
Konuşması ilgiyle izlenen Tuna, şunları söyledi:

"Ben, Halit Refiğ'in asistanı olarak sinemaya girdim. Burada iki dönem boyunca senaryo derslerini birlikte yürüteceğiz. Konsept aşamasından çekim senaryosu aşamasına kadar senaryo yazımının ve uygulayımının bütün süreçlerini örneklerle ve öğrencilerle yapacağımız örnek senaryo çalışmalarıyla birlikte götüreceğiz. İkinci yılda öğrencilerimizin yazdıkları senaryoları filme çekmelerini sağlayacağız.

"Ben film yönetmeniyim, ama senaryo dersleri vermeyi tercih ediyorum. Neden? Bunun nedeni, Türk sinemasının bence en temel sorununun senaryo sorunu olmasıdır. Türkiye'de iyi senaryo çıkmıyor; iyi senaristler yetişmiyor. İşin içine televizyon dizileri furyası da girince, senaryo yazımı artık iyice sıradanlaştı; her hafta hızla ve çoklukla el çabukluğuyla ve aynı veya benzer hikayeler ve temalar etrafında yüzlerce senaryo yazılıyor. Bu sonuç itibariyle iyi bir şey değil. Sinema gibi bir sanatın önünü kesiyor. O yüzden, önce iyi bir senaryo eğitimi şart. Güçlü senaryolar yazılamadığı, güçlü senaristler yetiştirilemediği sürece, iyi filmler çekemeyiz."

TUNA: "YÖNETMEN OLMAK, İSTEMEKLE, TUTKUYLA OLUR"

Feyzi Tuna, katılımcılardan gelen "Nasıl yönetmen olunur?" şeklindeki bir soruyu şöyle cevaplandırdı:

"Yönetmen olmak için, önce yönetmen olmayı isteyeceksiniz. Sadece sizin anlatacağınız bir hikâye olacak ve bu hikâyeyi çekmek için denemediğiniz yol, çalmadığınız kapı kalmayacak. Çok isteyeceksiniz ve her türlü eziyetine, sıkıntısına, zorluğuna katlanmaya hazır hissedeceksiniz kendinizi. Ben yönetmen olmak istiyorum diyen bir kişi, bunu içtenlikle, tutkuyla istemedikçe elinde dünyalar kadar parası da olsa, iyi bir film çekemez."

GÜRKAN ZENGİN: "HABERİN BÜTÜN SÜREÇLERİNİ YERİNDE VE GÖSTEREREK ÖĞRETECEĞİZ"

BSF Akademi Sinema-TV Okulunun genç ve parlak akademik kadrosundan ve Türk televizyonlarında haber dilinin geliştirilmesine öncü katkılarda bulunan CNN Türk'ün "Editör" programının hazırlayıcısı ve sunucusu Gürkan Zengin, "Pratik bir eğitim olmadan, haberci olunmaz" dedi.

Zengin, iki dönem boyunca vereceği derslerde "televizyon haberciliğinin bütün süreçlerinin, uygulamalı olarak, yerinde, somut örneklerle göstererek öğreteceğini" söyledi. Zengin, konuşmasında şunları söyledi:

"İki yıl boyunca dört dönem birlikte olacağız. Birinci yılın ilk döneminde haberin bütün süreçlerini, haberin nasıl hazırlandığını, televizyon haberciliğinin bütün sorunlarını somut örneklerden yola çıkarak teker teker ayrıntılarıyla gözden geçireceğiz. Bir medya analizi ve eleştirisi dersi olacak ilk dönemdeki dersimiz. Bu dersi alan bir arkadaşımız, haberciliği, televizyon haberciliğini bizzat yerinde, önemli televizyoncuların da katılacağı derslerimizde öğrenmiş olacak. İkinci dönemde, haber ve tartışma programlarını mercek altına alacağız. Bu programların nasıl hazırlandığını, nasıl sunulduğunu, sorunlarını, açmazlarını yine sektörün önemli isimlerinin de katkılarıyla birlikte inceleyeceğiz."

ZENGİN: "HANGİ VİZÖRDEN NASIL BAKACAĞINIZI BİLMENİZ ŞART"

Zengin oldukça dikkatle izlenen ve soru yağmuruna tutulan konuşmasında şunları söyledi: "Türkiye'de medya eğitimi, ne yazık ki medyada önemli işlere imza atacak bir eğitim sunamıyor. Ben bir iletişim okulundan mezun olan biri olarak söylüyorum bunu. Okuldan hiçbir şey almadım. Bizzat çalıştığım kurumlardan aldım aldıklarımı ve öğrendiklerimi. BSF Sinema-TV Okulunda Yusuf Kaplan Hocanın hazırladığı sinema-televizyon eğitimi projesi, bu yanlışlıkları giderecek kalitede bir proje. O yüzden kutluyorum BSF yöneticilerini böyle bir işe öncülük ettikleri için. Ben de tıpkı Halit Refiğ üstadımız, tıpkı Feyzi Tuna ağabeyimiz gibi bu kadar kaliteli, özenli bir eğitim programına katkı verecek olmaktan heyecan duyuyorum. Yusuf Hoca'nın dikkat çektiği noktayı önemseyelim derim:

"Temel eğitim olmadan, öğrencilere bir perspektif kazandırılmadan, dünyaya nasıl bakacağımıza karar vermeden, hangi vizörden nasıl baktığımızda neleri gördüğümüzü bilmeden alacağımız sinema eğitiminin de, televizyon eğitiminin de bizi yarıyolda yapayalnız ve ortada bırakacağını bilmeliyiz. O yüzden temel / teorik eğitimin bile uygulamalı verilmesi sinema-televizyon eğitiminde önemli bir adımdır, önemsenmesi gereken bir atılımdır. O yüzden tıpkı BSF yöneticileri, bu okulun yöneticileri gibi ben de aldığı eğitimi önemseyen kişilerle, öğrencilerle ortaklaşa bir şeyler yapmak isterim.

"Mutlaka haberci, televizyoncu, sinemacı olmak isteyen, bunu tutku haline getiren, önemseyen kişiler bur okula gelsin; önemsemeyecek olanlar gelmesinler. Ancak o zaman gerçekten heyecan verici, doyurucu, herkesin dişe dokunur bir şeyler yapmaya hazır hale gelebileceği bir eğitim alabilirsiniz. Ben de diğer üniversitelerde ders verdim, ama hem temel eğitimi, hem de pratik eğitimi bu kadar güzel bir şekilde bağdaştıran bir programla karşılaşmadım. O yüzden BSF'deyim."

Gürkan Zengin, gelen sorular üzerine konuşmasını "Türkiye'de oldukça zengin ve çeşitli bir medya ortamı var. Bu ortamın dilini, işleyişini tartışabiliriz, ama zengin ve oldukça farklı kesimlere açık bir medya ortamı var ülkemizde" diyerek tamamladı.

ÜSTÜN İNANÇ: "BİZ DE DÜNYA ÇAPINDA SİNEMA YAPABİLECEĞİMİZİ GÖSTERMELİYİZ"

Türk sinemasında çok sayıda değerli filmin senaristi olan Üstün İnanç da BSF'de yaptığı konuşmada şunları söyledi:

"Türk sineması, hak ettiği yerde değil. Oysa biz, Mimar Sinan gibi, Yunus Emre gibi, Mevlana gibi büyük sanatçılar yetiştirmiş bir ülkenin çocuklarıyız. Artık bizim de dünya çapında ses getirecek bir sinemaya ihtiyacımız var. Televizyonlarımız da berbat. Batı'daki televizyon programlarının formatlarını kötü bir şekilde kopyalamakla işi götürüyorlar. Sadece para kazanma derdindeler. Oysa sinema, televizyon birer kültür aracıdır. Kültürün yeniden üretildiği, topluma ve özellikle de genç kuşaklara iletildiği çok önemli kültürel araçlardır. Biz, sinemayı da, televizyonu da çok ihmal ediyoruz. Büyük bir tarih ve medeniyetin çocukları olarak şu halimizle bile dünyaya vereceğimiz ve söyleyeceğimiz çok önemli şeyler var. Bunun yolu iyi eğitimden geçiyor. BSF Sinema-TV Okulunun sinema-televizyon alanındaki eğitim boşluğunu dolduracağından eminim. Eğitim kadrosu, müfredatı ve teknik altyapısıyla sinemamıza yeni bir ses, yeni canlanma getirecek parlak bir sinemacılar ve televizyoncular kuşağı yetiştireceğiz burada."

ALPASLAN BOZKURT: "HEM PERPSPEKTİF, HEM PRATİK ŞART"

Türkiye'de yüzlerce reklam ve tanıtım filmi ve klip çeken, tanınmış yönetmenlerden Alpaslan Bozkurt da yaptığı konuşmada, "teorik ve pratik eğitimin mutlaka uygulama tabanlı olmasının şart olduğuna" dikkat çekti. Bozkurt şöyle konuştu

"Sinema-televizyon eğitimi, uygulamasız olmaz, verilmez. Öyle olursa oradan sinemacı-televizyoncu yetişmez. Ayrıca sadece pratik eğitim başlıbaşına öncü işlere imza atacak bir sinemacılar ve televizyoncular ekibinin yetişmesi için de yeterli değildir. Burada dikkat çekilen en önemli konu bu oldu. Buna sevindim.

"Öğrencilerin perspektif sahibi olmaları şart. Yoksa neyi, nasıl göreceklerini, neyi nasıl çekeceklerini, çektikleri şeylerle ne söyleyeceklerini bilemezler. O yüzden BSF Akademi Sinema-TV Okulunda bu önemli gerçeği kavrayan profesyonel ve akademik bir kadroyla güzel işlere imza atacak parlak çocuklar yetiştireceğiz."

 

 


ÖZEL BSF EĞİTİM KURUMLARI
İstiklal Caddesi, Odakule yanı, no: 280, Beyoğlu, İstanbul, Türkiye
Telefon: +90 (212) 245 93 93 / Faks: +90 (212) 245 93 90
E-posta: info@bsfakademi.net / Başvurular için: basvuru@bsfakademi.net