Kitaplarla arkadaş olan bir BSF dostu
O şu ana kadar 5 bin kitap okudu
Kitap okuma, günümüz insanı için, özellikle de gençlerimiz için adeta giderek işkence halini alıyor. Ama bakın kitap okumayı sevmiş biri, hatta bırakın sevmeyi, onunla arkadaş olmuş bir BSF'li dostumuzla yaptığımız röportajda ilginç ayrıntılar var.Şu ana kadar okuduğu kitap sayısı 5 bini geçmiş durumda . BSF Akademi Gazetecilik Okulu Öğrencisi İsmail Doğu ile yaptığımız ilginç röportajdan ayrıntılar şöyle:
Röportaj: Fahri Sarrafoğlu
*Okuma deyince aklınıza gelen nedir?
Okuma uğraşısı, her şeyden önce kişinin kendini bulmasına tanımasına, ardından da kendisini çevreleyen doğa-tarih-toplum üçgeninde yer alan nesne ve olaylarla ilişki içine girmesine
zemin hazırlayan bir serüvendir. Burada kişinin kendini özne konumuna yerleştirme şeklinde bir anlam çıkabilir ve bu eleştirilebilir. Ancak burada kastedilen, kişinin kendini merkeze alması değil, kişinin kendini çevreleyenlerle uyum içinde olması anlamındadır. Bu bağlamda okuma uğraşısı, salt satırlara yazılanlara göz gezdirme ile sıkıştırılamayacak kadar geniş ve ulvi bir çabadır. Düşünce ve duygular, kitaplara yazılanlarla sınırlı olmadığına göre,
yazılamayanları da keşfetmek gerekir diye düşünüyorum. Kaldı ki, kitaplara yazılanlar da, duygu ve düşüncelerin kısmi bir izdüşümüdür. Kastetmeye ve teklif etmeye çalıştığım ise, bunların ötesinde olanı görebilmek ve onlarla ilişkiye geçebilmektir. eğer bir kültür
ve medeniyet tasavvurundan söz edilecekse, adına okuma denilen çaba, sadece kitaplara yazmak ve onları okumakla sınırlı kalmayacak bir şekilde, bütün bir evreni parçalayıcı değil toplu bir biçimde görmek adına algılayabilmek anlamında olmalıdır.
*Bugüne kadar okuduğunuz kitap sayısı hakkında bilgi alabilir miyiz?
İlkokul 4. sınıftan itibaren olduğu düşünülürse 28 senedir aktif bir okuyucuyum diyebilirim. Öyle ki bu zaman zarfında zorunlu durumlar hariç okumadığım an olmamıştır.
Bazıları için garip gelebilir ama şu ana kadar 5 bin kitabı okudum ve hepsi de özel kütüphanemdedir. Hatta bazıları zaman zaman kitaplarla evli olduğumu söylüyor. Bir yerde doğru çünkü tüm kitaplarım evde, yani onlarla yaşıyorumJ))
* Yazılı materyal olarak kitaplar hakkında neler söylenebilir?
Aslında her kitap, kişinin kendinde olanın bir aktarımıdır. Yazarın ve yazının kalitesi de buradan anlaşılır. neyi, ne kadar düşünebilmiş; öncüllerini ve örneklemelerini nasıl kurgulamış ve ne şekilde bağlantılar yaparak nasıl bir sonuca ulaşmış. Bütün bunların cevabını okuduğumuz yazılı Materyallerde bulabiliriz. Eserin kalıcılığı ve kuşatıcılığı buradan anlaşılır. Tabi kuşatıcılık derken popülerliği kastetmiyorum. Kastedilen daha çok, eserin zaman ve mekan açısından genişliğidir. Gelenek oluşturabilmesidir. Hal böyle olunca
Kitapları okumak, aslında okuma uğraşısı içinde olan birinin serüvenini okumaktır. Belgesel bir şey yani. Okurken, eğer bu serüvene ortak değilsek ya anlayamayız yazılan şeyleri, ya da aslında yazılan çok yüzeysel olsa da hemen onun seline kapılıveririz. Okurken, kendimiz
Yokuzdur orada. Nasıl olsun ki?
*Bu söylenilenler sadece kitaplar için değil sanırım.
Elbette. Yazı, dillerden bir dildir. Dil, bir aktarım aracıdır. Araç meselesi başka açılardan eleştirebilecek bir kelime olsa da, burada o tartışmalara girmeden sadece faydacı düzeyden ele alarak işlevselliğini düşündüğümüzü söyleyebiliriz. Dil, sadece yazı ve şekilden oluşan bir olgu değildir. Aynı şekilde sesten de ibaret değildir sadece. Bunlar ve diğerleri, dilin formatlarıdır. Ses, yazı, renk ve hareket formatlarından oluşan dil, bundan dolayı kendini farklı biçimlerde gösterir. Seslerden konuşma çıkar örneğin. Sanat dallarından birine götürürsek karşılığını müzikte buluruz. Yani müzik bir dildir. Bu açıdan müzik bir konuşma aracıdır. Dolayısıyla bir okuma biçimidir. Bütün sanat dalları, bir dil olarak karşımıza çıkar ve bu dallardan oluşan herhangi bir eser aslında birer okunacak Kitaptırlar. Resim nasıl okunacak bir kitapsa, aynı şekilde kitap da seyredilecek bir resim ya da filmdir. Biraz önce okumanın evrenle ilişkisini kurmamız da bu nedenleydi. Yani bir ağaç, bir şelale, bir kuş da birer okunacak nesnelerdir. Aynı şekilde bir insan, bir toplum da okunulacak birer kitaptırlar.
*Kitap seçerken nelere dikkat edersiniz?
Kitap yazarın bir izdüşümü olduğuna göre, kitabın ufuk açıcı ve geniş görüşlülük kazandırıcı olması da, tabi ki yazarın o orandaki çabasına bağlıdır. Ben bir kitabı ele aldığımda ilk aradığım şey, yazarın cevap vermesinden çok, soru sormasıdır. Soru sorması, sorgulamasına, eleştirel yaklaşmasına ve farklı bir açıyı göstermesine yol açabilir. Tabi her sor aynı hedefe götürmez. Soru, içinde yeni sorular barındırıyor ve yeni kapılara yol açıyorsa güzeldir. Cevabı
Sorunun içinde çok belirgin olan ve yeni ufuklara yelken açtırmayacak kadar sığ olan soruları kastetmiyorum. Diyorum ki o zaman, yazar kendisini bir sorgulamaya bırakıp, okuyucuyu da bu sorgulama içinde bırakmıyor. Tartışmaya açmıyor. Yargılıyor ve bırakıyor. Serüvenini tamamlamış. Hâlbuki ben bu serüvenin biteceği kanısında değilim. Bu aynı
Zamanda, yeni söylemlerin oluşmasına kapı aralar.
*Kitap okumanın kolay ve teknik yolları adı altında yapılan çalışma ve önerileri nasıl değerlendirirsiniz?
Bunlar modernizmin bir sonucu. Sadece okuma uğraşısında değil, yaşamın bütün alanlarında bu tür yaklaşımları görebilirsiniz. Bunlar kitap okumaya ve bununla bir tasavvur oluşturmaya yönelik adımlar değil. Daha çok, okuma sancısının giderilmesine yönelik pansuman tedaviler. Okuma, eğer bahsettiğimiz gibi yazılı bir materyale
İndirgenmeyecek kadar değerli ve sonsuz bir olgu olarak algılanırsa, bu tür soru
Ve yaklaşımları ehemmiyeti kendiliğinden kaybolur.
*Büyükçe bir kütüphanenizin olduğunu duyduk. Kaç kitabınız var ve ne kadarını okudunuz?
5000 civarında kitabım var. Tam bir oda dolusu. Bu kitaplarımın da hepsi tasnifli. Her disiplinle ilgili küçük ya da büyük bir bölüm oluşturacak kadar kitaplarım var. 500 kadar eski ve yenilerden oluşan film serisi, 200 kadar da müzik albümüm var. Film ve müzikler de,
değişik ülkelerden ve değişik kategorilerden oluşmaktadır. Hakkında bilgi sahibi olmadığım hiç bir kitap yoktur. Kalabalık etmenin bir anlamı yok zira. Elimdeki kitapların ne içerdiğini tek tek bilirim. Zamanı geçtiğine inandığım eserleri de elden çıkarırım. Yani bir taraftan alırken, diğer taraftan elden çıkarıyorum. ama genelde bu sayı üzerinde duruyor diyebilirim. Haliyle okuduklarımın sayısı, var olandan fazlasını oluşturuyor.
*Kitap tavsiyesi yaparken nelere dikkat edersiniz?
En başta o kişinin ilgisine dikkat ederim. Yani üzerinde durduğu konunun farkında olup olmadığı, neyi aradığı türü sorular sorarak önerilerde bulunabilirim. Ama şunu söyleyeyim. En zorlandığım kişiler ne okumak istediğini bilmeyen ve ne olsa fark etmez türünden
Yaklaşanlardır. Bunu sadece kitap değil, bir müzik albümü ya da film için de söyleyebilirim. Ne olsa dinlerim, seyrederim, okurum türü cevaplar karşısında tutuk kalırım ilkin. Kınama amacıyla söylemiyorum. Zira öyle olsa idi hiç cevap vermez ya da daha da kabalaşarak tersleme durumlarına gidebilirdim. Ama hayır öyle değil. ona farklı sorularla, daha önce okuduğu kitap, izlediği film, dinlediği müziklerle ilgili sorular sorarak ilgi alanlarını tespit etmeye çalışırım. Böylelikle kendisini tanırım. Sonra söyleyebilirim. Ama mümkün durumlarda da, okumanın ve kitabın ne anlama geldiğinden de bahsetmeyi unutmam.
Ve duruma göre de irtibat kurmaya çalışırım.
|