Prof. Dr. Sadettin Ökten BSF'de konuştu
"Ben Buraya Mahkûmum, Gidemem! "

Prof. Sadettin Ökten: "Niye buradasınız derseniz, ben mahkûmum, gidemem. Sizler de gidin, dolaşın ama buraya dönün. "

Siyaset, gazetecilik, sinema ve daha birçok alanda iddialı projelere imza atan BSF Akademi, "Medeniyet Konuşmaları" programını başlattı. Projenin amacı; konusunda uzman akademisyen konuklarıyla, Batı anlayışının dayatmalarına dikkat çekmek. Selçuklu ve Osmanlı medeniyet tecrübelerinden, derin ve keyifli bir yolculuğa çıkaracak olan bu programda, Türkiye'nin yeni bir medeniyet tasavvuru geliştirme imkânları, ülkemizin öncü kuşaklarının bu konuda gerçekleştirecekleri açılım ve atılımlar konuşulacak.

HER HADİSE BİR TAKLİTLE BAŞLAR
"Medeniyet Konuşmaları" isimli projenin ilk oturumu, Türkiye'nin, düşünce ve kültür alanında önde gelen isimlerinden Prof. Sadettin Ökten'in katılımı ile gerçekleşti. "Her Hadise bir taklitle başlar" diyen Ökten, "Talebe hocayı, çırak ustayı, çocuk anneyi taklit eder. Bu kötü bir şey değil. Ama kimi taklit ettiğiniz önemli" şeklinde konuştu.. Ökten, Batı uygarlığını gerçek manada tanıyamadan taklide kalkışmanın sancılarına da değindi. Ökten, kendi duruşunu "Hem yerli, hem değil." diye tanımlarken, ABD ve Belçika'da bulunduğu yıllarda, Batı dünyasını izlediğini, fakat mukayese ve değerlendirmeden uzak bir izlenimin, Batı Uygarlığını anlamak için yeterli olmadığını belirtti.

BATI DÜNYASINI ANLAMADAN OLMAZ
Medrese kültürü ile batı, şehir ve sayfiye kültürünün harmanlanışıyla farklı bir boyutta değerlendirme yapabildiğinde, bizim dünyamız ile Batı Dünyasını kıyaslama imkânına kavuştuğunu dile getiren Ökten, "Batı Dünyasını anlamadan, keşfetmeden, "Ben/Biz" kimlik sorunsalını analitik bir ortamda değerlendirmek mümkün değildir." vurgusunu yaptı. Ökten, farkına varılmamış bir yerliliğin hiçbir hükmünün olmayacağının da altını çizerek, "İşte bu kaygılarla, ben, benden vazgeçemediğimi anladım. Batı'nın işaret ettiği ima ve itikatta olamayacağımı gördüm. Seküler sunumlara ayak uyduramayınca, Medeniyet sorunsalıyla baş başa kaldım. Niye buradasınız derseniz, ben mahkûmum, gidemem. Sizler de gidin, dolaşın ama buraya dönün. Ben, benden vazgeçemediğimi anladım. " dedi.

ÖNCE BİR DÜNYA GÖRÜŞÜMÜZÜN OLMASI GEREKİR
Batı dünyasının, "hayatı" esas aldığını, Bizim Medeniyetimizin, temel kabulünün "kelime-i tevhid" olduğunu savunan Ökten, Medeniyet Tasavvuruna gönül verişinin, başlangıç noktasını şu sözlerle açıkladı. "Önce bir gazetemiz olsun dedik. Yetinemedik bir öğrenci derneğimiz olsun dedik. Bu da kâfi gelmedi, bir partimiz olsun diyerek bir parti kurduk. Yine bir şey değişmedi. Çünkü bir dünya görüşümüz yoktu. " Dünya görüşünün olmayışının büyük bir problemi de ortaya çıkardığına ifade den Ökten, açıklamasını şöyle sürdürdü: "Nedir bu problem? Biçimler, kurumlar, fikirler vs. arkasında büyük bir sistem yapılanması vardır. İşte ben bunun adına medeniyet diyorum. Bu sistemin içindeki her şey, temel kabullere göre tutarlı olmak zorunda.. Temel kabuller hayata yansıtıldığında, biçimlerinden çıkarak kültür oluşuyor. Bu biçimi sorguladığımızda, fikri yapımız ile biçimlerimiz arasında çelişkiler var. Sıkıntımız buradan kaynaklanıyor. O günkü estetiği bugüne taşıyamıyoruz. O yapı kurulmadan bütün gayretler bütün emekler, gözyaşları heba olmaya mahkûm."

BATI HAYATI YENİDEN ÜRETİYOR
İslam dünyasından farklı olarak, Batı'nın kendi medeniyet tecrübesini üretmeye devam ettiği dile getiren Ökten, Katolikler Hıristiyanlık umdelerinin sayısını yedi olarak belirlemişken Protestanlar bunu ikiye indirdiklerini hatırlatarak şöyle konuştu:" Buradan şu çıkıyor -Batı Dünyası kendini hayata adapte ediyor. Çünkü esas olan hayattır. İslam Dünyası ise adapte olamıyor çünkü burada umde Allah'ın iradesidir. Bizim medeniyetimizin muhabbet boyutu olmadan, gönlü hayata indirmeden yeniden yükselmesi imkânsızdır. Peygamberimizin hayatını halimize yansıtmadan hakkında binlerce cilt yazılsa nafiledir. Mesela nedir bu hâl? Bir şekilde tebessüm edebilmektir."

BİLİM ZİHNİYETİ İLE BİR ÜNİVERSİTE KURULAMADI
Ökten, bilim zihniyeti ile bir üniversite kurulamadığından yakınarak sözlerini şöyle tamamladı: "İslami yapıda bir oluşumdan geçtim, rasyonel manada bilim zihniyeti ile bir üniversite kurulamadı. Peşine düştüğümüz Medeniyet Tasavvuru hiç olmazsa bilgi ile gerçekleşebilirdi. Bu güne kadar, savunduğum bu tasavvurun aksini ispat eden bir fikre rastlamış değilim. İcatçı ve keşifçi olmaktan bahsediliyor. Soyut düşüncenin olmadığı yerde bunlar gelişmez. Matematiği ve dili bilen kimseler soyut düşünebilir. Aksi takdirde tabii ki ezberci nesiller yetişecektir. İslam Dünyasında 16.yüzyıla kadar muazzam bir soyut düşünce gücü vardı. Ne zaman ki soyut düşünceyi kaybettik icatçılık ve keşifçiliğimiz de silinip gitti."










   
ÖZEL BSF EĞİTİM KURUMLARI
İstiklal Caddesi, Odakule yanı, no: 280, Beyoğlu, İstanbul, Türkiye
Telefon: +90 (212) 245 93 93 / Faks: +90 (212) 245 93 90
E-posta: info@bsfakademi.net / Başvurular için: basvuru@bsfakademi.net